Ayak İzi’ni sevme nedenlerimden biridir Ayseher Abla. İlk dikkatimi çeken, o masmavi gözleri idi. Üzerindeki eşofmanın mavi rengi ile mavi ve parlak gözleri birleşti mi, onu karşıma alıp fotoğraflarını çekerdim. Artık bir ara illallah gelmişti kendisine. Zamanla benim fotoğraflarımı beğenmez oldu ve kendisine aynı benimki gibi bir fotoğraf makinası aldı. Aklına koymuştu. Bizim gibi fotoğraf çekecekti. Çekti de. Bizim yokluğumuzda Ayak İzi’nin fotoğrafçısı oldu. Gidemediğimiz parkurlara onun objektifinden baktık. Elinden düşürmediği seyfi’sinin yerini bu kamera aldı. Tabi seyfie’si ile çektiği dillere destan güzel fotoğrafları görmemek de mümkün değildi. Seyfie mi çekecek, hemen bizleri çağırırdı yanına. Fotoğraf eğitimi de aldı. Aklına koymuştu, üstadlarını geçecekti (: En son Kaz Dağları’nda birlikteydik. Bu hafta gerçekleşecek göktaşı olayı ile ilgili planlarından bahsetti sürekli. Çok heyecanlıydı. Ona hiç yapamamış olduğum yıldız pozlama ile ilgili teknik bilgiler verdim. “Bilmiyorum, ben hiç yapmadım.” demek istemedim. Heyecanını baltalamak bana yakışmazdı. Onunla sanırım 20 civarında yürüyüşe katıldım. Yaşına rağmen bize on basardı. Hiç durduğunu, yorulduğunu, pes ettiğini görmedim. Sürekli gülerdi. Kızdığı zamanlar bile tatlı serttir Ayseher Abla. Yürüyüşlerde köpeklere, kuzulara güneş gözlüğü taktığını, onlarla yiyeceğini paylaştığını çok kere görmüşümdür ama dün cenazesinde iken öğrendiğim bir ayrıntı beni iyice duygulandırdı. Babası, Ayseher Abla’nın balkonundan aşağı sarkıttığı ve ucunda çıngırak olan bir iple aşağıdaki kedileri beslediğini söyledi. Çıngırak sesini duyan kedicikler, Ayseher ablalarının indirdiği sepetteki yiyeceklerle rızıklanıyorlardı. Bunu duyduğumda ellerim titredi. Aramızdan bir Ayseher Mutlu geçti. Dün mezarı başında toplanan sevenleri, onu son yolculuğuna uğurladılar. Ben yukarıda, bir tepenin üzerindeydim. O sırada gün yeni yeni batıyordu. Mezarı o kadar güzel bir konumda idi ki, gün ışığının mezarına usul usul inişini izledim. Cennette de elinde fotoğraf makinenle oradan oraya koşturduğunu, Zeus Altarı’nda olduğu gibi tripodunu kurup gün doğumunu çektiğini biliyor olacağım. Kısacık bir süre için tanışmış olmamıza rağmen hayatımda bıraktığın izler için sana minnettarım. Mekanın cennet olsun güzel ve iyi yürekli ablam.

13891819_10154407409873703_1823322362360260611_n

 

Ayak İzi’ni sevme nedenlerimden biridir Ayseher Abla. İlk dikkatimi çeken, o masmavi gözleri idi. Üzerindeki eşofmanın mavi rengi ile mavi ve parlak gözleri birleşti mi, onu karşıma alıp fotoğraflarını çekerdim. Artık bir ara illallah gelmişti kendisine.

Zamanla benim fotoğraflarımı beğenmez oldu ve kendisine aynı benimki gibi bir fotoğraf makinası aldı. Aklına koymuştu. Bizim gibi fotoğraf çekecekti. Çekti de. Bizim yokluğumuzda Ayak İzi’nin fotoğrafçısı oldu. Gidemediğimiz parkurlara onun objektifinden baktık. Elinden düşürmediği seyfi’sinin yerini bu kamera aldı. Tabi seyfie’si ile çektiği dillere destan güzel fotoğrafları görmemek de mümkün değildi. Seyfie mi çekecek, hemen bizleri çağırırdı yanına. Fotoğraf eğitimi de aldı. Aklına koymuştu, üstadlarını geçecekti (:

En son Kaz Dağları’nda birlikteydik. Bu hafta gerçekleşecek göktaşı olayı ile ilgili planlarından bahsetti sürekli. Çok heyecanlıydı. Ona hiç yapamamış olduğum yıldız pozlama ile ilgili teknik bilgiler verdim. “Bilmiyorum, ben hiç yapmadım.” demek istemedim. Heyecanını baltalamak bana yakışmazdı.

Onunla sanırım 20 civarında yürüyüşe katıldım. Yaşına rağmen bize on basardı. Hiç durduğunu, yorulduğunu, pes ettiğini görmedim. Sürekli gülerdi. Kızdığı zamanlar bile tatlı serttir Ayseher Abla.

Yürüyüşlerde köpeklere, kuzulara güneş gözlüğü taktığını, onlarla yiyeceğini paylaştığını çok kere görmüşümdür ama dün cenazesinde iken öğrendiğim bir ayrıntı beni iyice duygulandırdı. Babası, Ayseher Abla’nın balkonundan aşağı sarkıttığı ve ucunda çıngırak olan bir iple aşağıdaki kedileri beslediğini söyledi. Çıngırak sesini duyan kedicikler, Ayseher ablalarının indirdiği sepetteki yiyeceklerle rızıklanıyorlardı. Bunu duyduğumda ellerim titredi.

Aramızdan bir Ayseher Mutlu geçti. Dün mezarı başında toplanan sevenleri, onu son yolculuğuna uğurladılar. Ben yukarıda, bir tepenin üzerindeydim. O sırada gün yeni yeni batıyordu. Mezarı o kadar güzel bir konumda idi ki, gün ışığının mezarına usul usul inişini izledim. Cennette de elinde fotoğraf makinenle oradan oraya koşturduğunu, Zeus Altarı’nda olduğu gibi tripodunu kurup gün doğumunu çektiğini biliyor olacağım.

Kısacık bir süre için tanışmış olmamıza rağmen hayatımda bıraktığın izler için sana minnettarım. Mekanın cennet olsun güzel ve iyi yürekli ablam.

Serkan Salman

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir